“De ki: Bizim başımıza ancak Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim mevlamızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe Suresi 51. Ayet Meali)

Turkish English Germany

ZİNA İŞLEYENLERİ TAŞLAYARAK ÖLDÜRME SAFSATASI

ZİNA İŞLEYENLERİ TAŞLAYARAK ÖLDÜRME SAFSATASI

Yorum yapılmamış 1502 Görüntülendi

ZİNA İŞLEYENLERİ TAŞLAYARAK ÖLDÜRME SAFSATASI

TAŞLAYARAK ÖLDÜRME SAFSATASI (RECM)

 Taşlayarak öldürmek (Buhari, Müslim, Ebu Davut hadislerine göre)

                Hastalıklı zihniyet sahibi insanların bir kısmı İslamiyet’e ilk girdiklerinde, birçok eski geleneklerinin yanında recmi de (taşlayarak öldürme) terk etmeyerek, beraberinde İslamiyet’e taşıdılar. Bu insanlık dışı geleneklerine İslami kılıf bulmak ve yapılan eylemi Kur’an’ın içeriğine mal etmek için arayış içerisinde oldular. Ruhsal hastalıklı zihniyet, Kur’an’da taşlayarak öldürme ilgili bir ayete denk gelmeyince, sadist ruhlarını topluma ve İslam kültürüne kabul ettirmek için, yapay hadislere başvurdular. Sonrasında da hikâyeler uydurdular. Hikâyeye göre recm ile ilgili Kur’an ayetleri Hz. Ayşe’nin evindeydi. “Peygamberin vefatından sonra odaya giren keçi bu ayetleri yedi”, şeklinde bir tez ortaya atarlar. Tevhit inancına uymayan bu oyuna inanan insan sayısı küçümsenmeyecek kadar çoktur. Çünkü bu hikâyeyi iftira hadislerle de desteklediler. Buhari 93/21; Müslim Hudud 8/143; Ebu Davud 41/1’deki hadis kitaplarında aynen söyle geçmektedir. “İleride bazı kişiler çıkacak ve recm cezasını Kur’an’da bulamıyoruz diye recmi inkâr edeceklerdir. İşte bu kişiler okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır, eğer halkın “Ömer, Kur’an’a ilave yapıyor” demesinden korkmasam, bu recm ayetini Kur’an’a yazardım” gibi yalan hadisler bulunmaktadır. Acaba hadislerinde geçen “okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır” tabiri Hz. Ömer adına yalan söyleyip dine sahte hadisler ekleyen, bozuk zihniyetli hadis yazarları için mi geçerli yoksa Kur’an’da olmadığı için ayrıca insanlık dışı olan recmi kabul etmeyen bizler için mi geçerli? Kararı siz okuyucularıma bırakıyorum.

                Nisa suresi 15-16. ayetlerde; “Kadınlarınızdan çirkin fiilde bulunanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. İçinizden bu çirkin fiili işleyen ikilinin canlarını yakın. Eğer tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse artık onlara eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden, çok esirgeyendir.” Nur suresi 2. ayette; “Zina eden kadın ile zina eden erkeğin her birine yüz sopa vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dinini uygulama hususunda o ikisine karşı merhamet duygusuna kapılmayın. Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya tanık olsun.” Nur Suresi 4. ayette; İffetli kadınlara iftira atan, sonra da dört şahit getiremeyen kimselere seksen sopa vurun ve artık onların şahitliklerini asla kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir. Nur suresi 6, 7, 8, 9. ayetlerde; Eşlerine zina suçlamasında bulunup da kendilerinden başka tanıkları olmayanların her birinin tanıklığı, dört kere, doğru söylediğine Allah’ı tanık göstermesi; beşincisinde, “eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lânetine uğramasını” söylemesidir.  İftiraya uğrayan kadının dört kere, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna Allah’ı tanık göstermesi kendisini ceza görmekten kurtarır. Kadının beşinci tanıklık ifadesi, “eğer kocası doğru söyleyenlerden ise kendisinin Allah’ın gazabına uğramasını dilemesi” olacaktır” der. Gördüğünüz gibi suçun teyidi için en az 4 şahit kabul ediliyor. Sadece eşi gördüyse 4 kez Allah’ı şahit göstererek yemin etmesini 5. yeminde de yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun şeklinde yemin ettiriliyor. Yine de karar bu aşamada verilmiyor. Karşı taraf (Kadın) inkâr etse, oda 4 defa eşim yalan söylüyor deyip Allah’ı şahit gösterip yemin etse, 5. kez de yalan söylüyorsam “Allah’ın gazabı üzerimde olsun” derse insan nezdinde CEZA ALMAKTAN KURTULUYOR (Taşlama nerde kaldı, erkek nerde kaldı?).

                 Toplumumuzda, namus kavramı yüzünden başlatılan fakat kıskançlık kılıfı adı altında sık işlenen cinayetlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Bu davranışın (namus adına öldürme) doğruluğunu benimseyen ve hak yolda iman ettiğini düşünen kitlede hiç azımsanmayacak seviyededir. İnananlar arasında bulunan bu insan dışı davranış ve düşüncenin ana sebebi, gerekli dini kurumların görevlerini layıkıyla yapmamasındandır. Ayrıca insanların ilahi kitabı tam anlamıyla idrak edememesinden de kaynaklanmaktadır. Dini kurum görevlileri, günümüzde namus adı altında işlenen cinayetlerin dinde yeri olmadığına dair ilgili ayetlerle açıklama yaparak, toplumu gerçek anlamda aydınlatırlarsa, topluma yansımasının sonuçları çok daha farklı olacağı düşüncesindeyim. Ama maalesef günümüz dini kurumlarda görev yapan yöneticilerin birçoğu tarikat zihniyetinin koyu savunucularıdır. Onlar, tarikat öğretilerini temel alırlar. Tarikat zihniyetindeki insanlara göre kadınlar, ikinci üçüncü sınıf insanlardır. İslam’da ise kadın-erkek eşit görülmekte bazı konularda ise kadını erkeğe oranla daha çok korumaktadır. Tarikatçıların benimsediği ve kadının ikinci planda kaldığı görüş, İslami görüş değildir. Mezhepsel görüşü temel almak Yahudi geleneğidir. Tarikat öğretilerinde zina edenin öldürülmesi gerektiği için toplumdaki kadın cinayetlerine pekte ses çıkarmazlar. İnsanlar, ilahi kitap öğretilerini temel almış olsaydılar, durum çok daha farklı olacaktı.

Devamı için Tıklayınız: https://saittasci.com/kategori/kitaplar

Etiketler :
E-Bülten E-Bülten aboneliği ile kampanya ve duyurulara daha hızlı erişin!