“De ki: Bizim başımıza ancak Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim mevlamızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe Suresi 51. Ayet Meali)

Turkish English Germany

ZİNA İŞLEYENLERİ TAŞLAYARAK ÖLDÜRME SAFSATASI

ZİNA İŞLEYENLERİ TAŞLAYARAK ÖLDÜRME SAFSATASI

Yorum yapılmamış 1559 Görüntülendi

ZİNA İŞLEYENLERİ TAŞLAYARAK ÖLDÜRME SAFSATASI

 Taşlayarak öldürmek (Buhari, Müslim, Ebu Davut… hadislerine göre)

            Hastalıklı zihniyet sahibi insanların bir kısmı İslamiyet’e ilk girdiklerinde, birçok eski geleneklerinin yanında recmi (taşlayarak öldürme) terk etmeyerek beraberinde İslamiyet’e taşıdılar. Bu insanlık dışı geleneklerine İslami kılıf bulmak ve yapılan eylemi Kur’an’ın içeriğine dayandırmak için arayış içerisinde oldular. Ruhsal hastalıklı zihniyet, Kur’an’da taşlayarak öldürme ilgili bir ayete denk gelmeyince, sadist ruhlarını topluma ve İslam kültürüne kabul ettirmek için, uydurma hadislere başvurdular. Sonrasında da hikâyeler uydurdular. Hikâyeye göre recm ile ilgili Kur’an ayetleri Hz. Ayşe’nin evindeydi. “Peygamberin vefatından sonra odaya giren keçi bu ayetleri yedi”, şeklinde bir tez ortaya atarlar. Tevhit inancına uymayan bu oyuna inanan insan sayısı küçümsenmeyecek kadar çoktur. Çünkü bu hikâyeyi iftira hadislerle de desteklediler. Buhari 93/21; Müslim Hudud 8/143; Ebu Davud 41/1’deki hadis kitaplarında aynen söyle geçmektedir. “İleride bazı kişiler çıkacak ve recm cezasını Kur’an’da bulamıyoruz diye recmi inkâr edeceklerdir. İşte bu kişiler okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır, eğer halkın “Ömer, Kur’an’a ilave yapıyor” demesinden korkmasam, bu recm ayetini Kur’an’a yazardım” gibi yalan hadisler bulunmaktadır. Acaba hadislerinde geçen “okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır” tabiri Hz. Ömer adına yalan söyleyip dine sahte hadisler ekleyen, bozuk zihniyetli hadis yazarları için mi geçerli yoksa Kur’an’da olmadığı için ayrıca insanlık dışı olan recmi kabul etmeyen bizler için mi geçerli? Kararı siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.

            Nisa suresi 15-16. ayetlerde; “Kadınlarınızdan çirkin fiilde bulunanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. İçinizden bu çirkin fiili işleyen ikilinin canlarını yakın. Eğer tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse artık onlara eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden, çok esirgeyendir.” Nur suresi 2. ayette; “Zina eden kadın ile zina eden erkeğin her birine yüz sopa vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dinini uygulama hususunda o ikisine karşı merhamet duygusuna kapılmayın. Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya tanık olsun.” Nur Suresi 4. ayette; İffetli kadınlara iftira atan, sonra da dört şahit getiremeyen kimselere seksen sopa vurun ve artık onların şahitliklerini asla kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir. Nur suresi 6, 7, 8, 9. ayetlerde; Eşlerine zina suçlamasında bulunup da kendilerinden başka tanıkları olmayanların her birinin tanıklığı, dört kere, doğru söylediğine Allah’ı tanık göstermesi; beşincisinde, “eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lânetine uğramasını” söylemesidir.  İftiraya uğrayan kadının dört kere, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna Allah’ı tanık göstermesi kendisini ceza görmekten kurtarır. Kadının beşinci tanıklık ifadesi, “eğer kocası doğru söyleyenlerden ise kendisinin Allah’ın gazabına uğramasını dilemesi” olacaktır” der. Gördüğünüz gibi suçun teyidi için en az 4 şahit kabul ediliyor. Yalnızca eşi gördüyse 4 kez Allah’ı şahit göstererek yemin etmesini 5. yeminde de yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun şeklinde yemin ettiriliyor. Yine de karar bu aşamada verilmiyor. Karşı taraf (Kadın) inkâr etse, oda 4 defa eşim yalan söylüyor deyip Allah’ı şahit gösterip yemin etse, 5. yeminde de yalan söylüyorsam “Allah’ın gazabı üzerimde olsun” derse insan nezdinde CEZA ALMAKTAN KURTULUYOR (Taşlama nerede kaldı, erkek nerede kaldı?).

            Toplumumuzda, “namus” kavramı gerekçegösterilerek başlatılan fakat gerçekte kıskançlık sonucu işlenen cinayetlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Bu davranışı (namus adına öldürmeyi) doğru kabul eden ve bunu imanla bağdaştıran kitle de azımsanmayacak düzeydedir. İnananlar arasında görülen bu insanlık dışı davranışın ve düşüncenin temel nedeni, ilgili dinî kurumların görevlerini layıkıyla yerine getirmemesidir. Ayrıca, insanların ilahi kitabı tam anlamıyla kavrayamamasından da kaynaklanmaktadır. Dinî kurumlarda görevli kişiler, günümüzde “namus” adı altında işlenen cinayetlerin dinde yeri olmadığını ilgili ayetlerle açıklayarak toplumu gerçek anlamda aydınlatırlarsa, bunun toplumsal yansımaları çok daha olumlu olacaktır. Ne yazık ki, günümüzde dinî kurumlarda görev yapan yöneticilerin birçoğu, tarikat zihniyetinin katı savunucularıdır. Onlar, İslam’ın asli kaynakları yerine tarikat öğretilerini esas alırlar. Tarikat zihniyetine sahip kişilere göre kadınlar, ikinci ya da üçüncü sınıf insanlardır. Oysa İslam’da kadın ve erkek eşit kabul edilir; bazı konularda ise kadın, erkeğe oranla daha fazla korunur. Tarikatçıların benimsediği ve kadını ikinci plana iten bu anlayış, İslami bir görüş değildir. Mezhepsel ve geleneksel yaklaşımları dinin önüne koymak, İslam dışı anlayışların bir yansımasıdır. Tarikat öğretilerine göre zina edenin öldürülmesi gerektiği inancı nedeniyle, toplumda işlenen kadın cinayetlerine pek de tepki göstermezler. İnsanlar, ilahi kitabın öğretilerini esas alsalardı, durum çok daha farklı olurdu.

             Yaşadığımız toplumda namusun sadece kadına has bir durummuş gibi sergilemesi, inanç cehaletinin farklı bir yansımasıdır. Bu yansımanın meyvesi de namus adına kadın öldüren erkek zihniyetin var olmasıdır. Bilinmelidir ki hak inançta namus kavramı sadece kadınlara ait değildir. Nur suresi 30-31 ayette; “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar” … der. Ayetteki öncelik sıralamasını göz önünde bulundurduğumuzda uyarının önce erkeğe sonra kadına geldiğini görmekteyiz. Ama toplumumuz, uyarının ve cezanın tek kadına yapıldığını, namus kavramını sadece tek cinse indirgediğini görmekteyiz. Bunun sebebi de bozulmuş dinlerin, sapık fikirlerin, cehaletin, cemaat ve tarikat gibi oluşumların din dışı fikirlerine iman edip bunları iliklerimize kadar yaşamamızdır.

https://saittasci.com/kategori/kitaplar

Etiketler :
E-Bülten E-Bülten aboneliği ile kampanya ve duyurulara daha hızlı erişin!