“De ki: Bizim başımıza ancak Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim mevlamızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe Suresi 51. Ayet Meali)

Turkish English Germany

DİNİ OLUŞUMLARA HAS OLAN DERGÂH VE BENZERİ (SÖZDE İBADETHANELER) YERLERİN İSLAM DİNİNDEKİ YERİ

DİNİ OLUŞUMLARA HAS OLAN DERGÂH VE BENZERİ (SÖZDE İBADETHANELER) YERLERİN İSLAM DİNİNDEKİ YERİ

Yorum yapılmamış 1626 Görüntülendi

DİNİ OLUŞUMLARA HAS OLAN DERGÂH VE BENZERİ (SÖZDE İBADETHANELER) YERLERİN İSLAM DİNİNDEKİ YERİ

Her inançta ibadet etmeye has olan yapılar bulunmaktadır. Bunlar Hristiyanlıkta Kilise, Yahudilikte Sinagog, İslam’da ise Camii’dir. Aynı din içerisindeki farkı görüşlerden dolayı çoğu kez ibadethane alanları farklılık göstererek farklı isimlerle de adlandırılmıştır. Bu ibadet alanlarındaki farklılık, inanç kültür zenginliği olarak görülebilir ama farklılıklar gruplaşmayı, kayırmayı diğer insanlara karşı tehlikeyi yani terörizmi doğuruyorsa bunların varlıkları zenginlik olarak görülmemeli, bilakis bu alanlar yasaklanmalıdır. Çünkü ibadet alanları kutsal alanlardır. Kutsal alanlarda kötülüğe hizmet söz konusu olmamalıdır.

                Ümmetçilik, tüm toplumlarda var olan ama sadece aynı inanca bağlı insanları kucaklayan bir kavramdır. Bu kavram, her dinde varlığını göstermektedir. Ümmetçilikte, çoğu kez kişilerin milliyeti, ırkı, cinsiyeti arka planda bırakılmıştır. İslamiyet içerisinde de güçlü bir ümmetçilik-kardeşlik bağı bulunmaktadır. Ama bazı art niyetli oluşumlar, diğer dinlerde olduğu gibi ümmetçilik düşüncesini kenara bırakarak gruplaşmayı, cemaatleşmeyi, örgütleşmeyi tercih etmiştir. Maalesef oluşumlarını dindenmiş gibi göstererek düşüncelerini insanlara nüfus etmeyi ve insanları etki alanlarına almayı çoğu kez başarmıştır. Böylece dinde var olan bütünlük bağlarını (ümmetçilik) isteyerek ya da istemeyerek yavaş yavaş parçalamaya ön ayak olmuştur. Zamanla da insanlar arasında ayrıştırmaya, kayırmaya, kin gütmeye sebebiyet vermiştir. Aynı din içerisinde farklı ibadet alanlarını da (dergâh vb.) oluşturarak, ayrıştırmayı derinleştirerek, akut olan sorunu zamanla kronikleştirmiştir. Böylece aynı dine ve aynı kitaba inandıkları halde aynı dini farklı yaşayanları birbirine kırdırmak için zemin oluşturulmuştur.

                Bu yüzden hangi cemaat ya da tarikat olursa olsun, müritlerini o dinin gerçek ibadet yerlerinin dışında (dergâh, medrese, vb. yerler) farklı bir ibadet merkezine yönlendiriyorsa ve bu alanlarda ibadet edilmesini, toplanıp örgütlenmesini yapıyorsa, bu durum o dinin temeline nifak tohumunun ekilmesidir. Bu oluşumları dinen uygun görmek geleceği görememektir, inanmış olduğu dinin prensiplerini bilememektir. Bu mekânların Allah adına yapılıp, Allah’a hizmet edildiği iddia edilse bile, ideolojilerini yaymak için bu mekânlara ihtiyaç duydukları ortadadır. Üye ve liderlerinin menfaati her zaman ön planda olduğu, iyilikten çok kötülüklere hizmet ettiklerini acı gerçeklerle görmekteyiz. Geçmişte de bu gibi ibadet yerlerinin, ümmeti gruplara ayırarak param parça ettiğini acı gerçeklerle tecrübe etmişiz. Bu yüzden bu alanlarda ibadet edip Allah’ın adını anmak bir yana, nefes alıp dinlenmek bile uygun olmayacağı düşüncesindeyim. Ayrıca Tövbe suresi 107 ayette; “Bir de şunlar var ki, zararlı eylemler gerçekleştirmek, inkârcılıklarını pekiştirmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve resulüne savaş açmış kişi lehine fırsat kollamak üzere bir mescit yapmışlardır. “Amacımız sadece iyi bir şey yapmaktı” diye de yemin edecekler, Allah şahit, onlar kesinkes yalancıdırlar” der. Ehli tarikatçılar bu ayetin Ebu Amir’in yapmış olduğu ve İslam âleminde Mescidi Dirar olarak bilinen sözde cami için indiğini söyleyecekler. Bunu söyleyecek olan arkadaşlar, Kur’an’ın evrenselliğini ve tüm çağlara hitap edişini idrak etmemesinden kaynaklandığını söyleyebilirim. Çünkü Kur’an ayetlerini belli bir zaman dilimiyle kısırlaştırmak, inkârcılığın farklı bir şeklidir. Tarikatçıların da camii dışında dergâh olarak adlandırdıkları, ibadet ve toplanma yeri olarak kullandıkları mekânlar bulunmaktadır. Mescitlere paralel ibadet yerleri olarak oluşturmuş oldukları bu dergâhlar, mescidi Dirar’dan farkı yoktur. İlgili ayette detaylı baktığımızda, bize tarikat ve benzeri oluşumlara ait dergâh ya da camii olarak lanse edilen yerlerde namaz kılınıp kılınmayacağı konusunu açıklamıştır. Ayetteki detaylarda; zararlı eylemler gerçekleştirmek, inkârcılıklarını pekiştirmek ve müminlerin arasına ayırım sokmak vardır.

– Zararlı eylemler; İlahi kitap dışı ibadet şekillerinden tutun, aynı dinin insanlarını ötekileştirmeye kadar (giyim kuşamlarından tutun, toplumsal yaşama dair beklentilerine kadar) bütün eylemlerini sayabiliriz. Kendi ideolojilerini insanlara benimsetmek için ülkesine ve milletine yapamayacakları eylem ve ihanet yoktur. Tarih bunların örnekleri ile doludur.

İnkârcılıklarını pekiştirmek; Allah’a giden yolun aracıdan (Şeyh’ten) geçtiğini düşünmeleri, duasına ve tövbesine ayrıcalık için (torpil) şeyhi aracı yapmaları gösterilebilir. Adil olan ve şah damarımızdan daha yakın olan Allah, ayrımcılık yapan, torpil geçen, kayırmacı ve şeyhlerden çekinen (onların sözünü dinleyen) bir ilaha dönüştürülmüştür.

– Müminlerin arasına ayırımcılık sokmak; Ümmet inancını gruplara, cemaatlere, tarikatlara, mezheplere ayırmak sayılabilir. Çünkü ibadet edilen yer İslam’a, ümmetçiliğe değil de kişiye ya da oluşuma has hizmet vermektedir. Kimi zaman da bu mekânlarda yapılan ibadetler (rabıta ve benzeri durumlar), farz olan ibadetlerden farklılık gösterdiği için (temel inanç, beklenti ve bakış farklılıkları) Müslümanlar arasında zamanla ayrıştırmayı tetiklemektedir. Bu yüzden devlet eliyle yasaklanmaları gerektiğini düşünmekteyim.

Devamı için Tıklayınız : https://saittasci.com/kategori/kitaplar

Etiketler :
E-Bülten E-Bülten aboneliği ile kampanya ve duyurulara daha hızlı erişin!